“Özgür düşünceyi öldürerek yok edemezsiniz”

İzmir Gazeteciler Cemiyeti (İGC) Başkanı Misket Dikmen, 22 yıl önce bugün haberi takip eden Evrensel Gazetesi Muhabiri Metin Göktepe’nin gözaltında dövülerek öldürüldüğünü, işkencenin resmi kayıtlara “duvardan düşme” olarak geçtiğini belirterek, “Bu coğrafyada gazetecilere yönelik şiddet bitmedi bitmiyor. Belleklerimizde ise onlarca gazetecinin öldürüldükten sonra çekilen o yürek yakan kareleri ve toplumu bilgilendirmek, aydınlatmak için yazdıkları kalıyor. Onların düşüncelerini öldürerek yok edeceklerini sananlar yanılıyor” dedi. 

İGC Başkanı Dikmen, yaptığı yazılı açıklamada şunları söyledi: “Özellikle 1990’lı yıllarda çok sayıda aydın ve gazeteci katledildi. Cinayetlerin sorumlularının çoğu yakalanamadı. Bazılarına göstermelik cezalar verildi. Hrant Dink’ler, Uğur Mumcu’lar, Bahriye Üçok’lar ve daha onlarca gazeteci, aydın sesleri kesilmek için katledildi. Bu katliamlara karşın bugün yazdıkları geçerliliğini koruyorsa, kitapları satış rekorları kırıyorsa onları öldürenler amaçlarına ulaşamamış demektir. Özgürlükten yana olan düşünceleri her zaman bu dünyadaki dolaşımına devam edecek demektir.
Gazeteci ve aydınları katledenlere ve arkalarındaki güçlere gereken cezalar verilmedikçe bu ülkede ne demokrasiden ne hukukun üstünlüğünden ne de basın ve ifade özgürlüğünden söz edebiliriz.
Bugün de cezaevine atılan yüzlerce gazeteci onuruyla tahliye olacakları günü bekliyor. Bunun son bulması gerekiyor.
Basın ve ifade özgürlüğünün önündeki tüm engeller kaldırılana kadar İzmir Gazeteciler Cemiyeti olarak doğruları söylemeye ve mücadeleye devam edeceğimizi kamuoyuna duyuruyoruz.
Basın şehidimiz Metin Göktepe’yi öldürülüşünün 22’inci yılında özlemle anıyoruz.”

Metin Göktepe Kimdir?

10 Nisan 1968’de, Sivas ilinin Gürün ilçesine bağlı Çipil köyünde dünyaya geldi. Yaşamının ilk 11 yılını burada geçiren Metin, geçimini tarım ve hayvancılıkla sağlayan, 8 çocuklu emekçi bir ailenin 7. çocuğu ve kendisine, “ölmeyecek, göğe çıkacak, kurtarıcı” anlamında “Mehdi” diye seslenen, çok okuyan bir babanın oğluydu.
İlkokulu, köyün tek okulunda, birleştirilmiş sınıfta okuyan Metin, çalışkan, başarılı, sevilen bir öğrenciydi. Abla ve ağabeylerinin yıllara yayılan göçünün ardından 1979’da annesi ve babasından hemen önce küçük kardeşi Aziz ile birlikte İstanbul’a geldi. Aynı yıl Esenler’deki Harp Dinçsoy İlköğretim Okulu’na kaydoldu ve 5. sınıfı burada okudu. Ortaokula o zamanki adıyla Esenler Lisesi’nde başladı ve liseyi de burada okuyarak şimdiki adıyla Bakırköy İbrahim Turhan Lisesi’nden 1986’da mezun oldu. Lisede de başarılı bir öğrenci olan Metin, mezun olduktan sonra bir yıl dershaneye devam etti ve buradaki başarısıyla, kardeşinin de dershaneye gitmesini sağladı.
Yaz tatillerinde çalışarak harçlığını çıkaran ve böyle okuyan Metin, 1989 yılında İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi Maliye Bölümü’ne girdi. Bu sırada fabrikada çalışan ablası, ağabeyi ve 86’dan itibaren kültürel ve sosyal faaliyetlerine katıldığı dernek sayesinde politik mücadele ile tanıştı. Metin üniversitede öğrenci gençlik mücadelesinin aktif bir üyesi oldu. Öğrenci ve işçi hareketinin oldukça coşkulu olduğu bu dönemlerde, birçok kez gözaltına alındı. Çevresinde, sürekli gülen, çok geniş bir arkadaş çevresi olan ve hoş sohbet biri olarak tanınıyordu.
1992 yılının Mart ayında işçi ve emekçi hareketinin gelişimine objektif tutacak bir derginin, Haberde ve Yorumda Gerçek dergisinin çıkacağını öğrenince orada çalışmaya başladı. Yayın hayatı boyunca Haberde ve Yorumda Gerçek Dergisi’nde muhabiri olarak çalışan Metin, 7 Haziran 1995’te kurulan Evrensel gazetesinde başından itibaren yer aldı. Metin, 9 Ocak 1996’da, gazetecilik yaparken, gözaltında dövülerek öldürüldü.