Önce önleyin!

Biz Dünyayız Platformu, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü kapsamında “Eşitlik Mücadelesinde İzmir’in Öncü Kadınları. Biz Dünyayız” başlıklı etkinlik düzenledi. Tepekule Kongre Merkezi’ndeki etkinlik Belma Çağdan’ın “İz Bırakan Kadınlar” sergisi ile açıldı.
Konak Belediye Başkanı Sema Pekdaş’ın da katıldığı etkinlikte kadına yönelik şiddet ve ayrımcılığa ilişkin neler yapılabileceği tartışıldı.
Açılış konuşmaların ardından İzmir Gazeteciler Cemiyeti (İGC) Başkanı Misket Dikmen, “Kadın, Medya, Siyaset ve Toplumsal Cinsiyet” başlıklı oturumu yönetti. Panelde, Basın Konseyi Başkanı Pınar Türenç, Fox Tv Haber Müdürü Tülay Ölçten, Gazi Üniversitesi Tıp Etiği Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Nesrin Çobanoğlu ve Yaşar Üniversitesi İletişim Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Huriye Toker konuşmacı olarak yer aldı.

“Kadınlar yerel yönetimlerde söz sahibi olmalı”

İGC Başkanı Dikmen, Misket Dikmen, yaşadığımız dönemin kadınlar için çok zor olduğunu, her gün onlarca kadının taciz, tecavüz ve şiddete maruz kaldığını söyledi. Kadınların siyasetten medyaya erkekler ile eşit temsil edilmediğini değinen Dikmen, siyasi partilerdeki kadın kolları ve kota tanımlamalarını doğru bulmadığını belirterek, “Medyadaki dağılıma genel olarak bakınca yöneticilerin yaklaşık yüzde 15’i, köşe yazarların yüzde 12’si, tartışma programlarına katılanların yüzde 11’i kadın. Siyasette de kadınların milletvekilliğine odaklı olduğunu yerel yönetimleri gözardı ettiğini görüyoruz. İngiltere’de kadına şiddet oranı Türkiye’den daha fazla ancak burada çözümü yerel yönetimler üstlenmişler. İşi merkezi yönetime bırakmadan anında yerel yönetimler sivil toplum örgütleriyle çözüyor. Orada anında müdahale söz konusu. Kadınlar bu nedenle yerel yönetimlerde söz sahibi olmasına önem vermeliyiz. Bize dayatılan eril gücü reddetmeliyiz. Daha eşit bir dünya umuduyla…” dedi.

Yeni yasaklar istemiyoruz

Basın Konseyi Başkanı Pınar Türenç, Türkiye’nin ne kadın ne eşitsizlik ne de medya düzeyinde iyi yolda olmadığını söyledi. “Kendimizi mutlaka düzeltmek zorundayız” diyen Türenç, “Başka bir ülkeye gittiğimiz zaman itilmişlik, ötekileşmişlik hissini yaşıyoruz. Bu böyle gitmez. Bu eğitim düzeyi ile siyasi yapı ile Türkiye yol alamaz. Elele vererek egolardan sıyrılıp yol almak zorundayız” dedi.
Türenç, medyaya yönelik yeni düzenlemeler ile daha ağır cezaların gündeme geleceğini de anlatarak, şöyle konuştu:
“Medya zaten ağır cezalar altında. Son 5 yıldır cezaevi kapısından ayağımı çekemedim. Ama medyaya getirelecek yeni cezalara ‘durun’ dememiz lazım. Demokrasinin tüm kurallarına duyarlı olan İzmirlilerin Türkiye’nin herkesin ayağa kalkması lazım. Yasaları çıkartırken Bakan, medyada çıkan habere ilişkin ‘Seri şekilde müdahale eden mekanizmalar oluşturacağız, gazetelere televziyon internet sitelerine sosyal medyada önlenmesi konusunda daha seri olacağız’ diyor ama öldürülme vakalarını seri şekilde çözeceğiz demiyor. Aradığmız insan hakları, eşitlik. Bütün bunları öteleyip yeniden basın cezaları geliyor. Yeni yasaklar istemiyoruz. Basına dokunma, kalemime dokunma. Bu düzenlemeler ile daha az habere ulaşacağız. Haber, gerçek demektir. Gerçeğe ulaşamadığımız zaman beynimizin yarısı, gözümüzün bir tanesi yok demektir. Gerçeklerden habersiz kalıyoruz.”
Prof. Dr. Nesrin Çobanoğlu da, şiddetin en kötüsünün geleneksel yöntemler ile kadının eve kapatılması olduğunu belirterek, şunları söyledi:
“Sonsuz saydıkları aklıyla bizi yönetenler, emirler veren insanlar öfkeyle, fıtratımızın farklı olduğunu söylüyorlar. Biyolojik yapımız farklı bununla gurur duyuyoruz. Zekamız ve aklımız ile toplumsal vatandaşlık haklarımız ile insan olarak eşit olmak istiyoruz. Şiddetin en kötüsü geleneksel yöntemlerle kadının eve hapsedilerek eğitimden yoksun bırakılmasıdır. Eğitim en temel insan haklarından birisidir. Eve kapatılınca öteki şiddet türlerini algılayabilecek her tür güçten de yoksun bırakılıyor. Gündemimizde hadım mı edelim idam mı edelim tartışması var. Bunlardan önce önleyin. Şiddeti aşmanın en önemli çözümü demokrasi.”
Yaşar Üniversitesi’nden Doç. Dr. Huriye Toker de, kadına yönelik şiddetin yapılan araştırmalara göre en önemli toplumsal sorun olduğunu söyledi. Bunları işsizlik ve eğitimsizlik, sokakta baskı ve tacizin devam ettiğini anlatan Toker, “Ataerkil gelenekler, masallar, medya, siyaset bunları üretiyor” diye konuştu.

Medyaya görev düşüyor

Fox Tv Haber Müdürü Tülay Öçten de, kadınların sorununun çözümünde medyaya çok fazla görev düştüğünü söyledi. Türkiye’nin televizyon toplumu olduğuna dikkat çeken Öçten, “Akşamları insanlar saat 08.00’den sonra ekranın karşısına geçiyorlar. 12.00’ye kadar kesintisiz dizi izliyorlar. Gazete ve kitap okuma alışkanlığı yok” dedi.
Kadına karşı şiddet ve çocuk istismarının Fox Haber Merkezi’nin kırmızı çizgisi olduğunu da kaydeden Öçten, “Hepimiz toplumun bir parçasıyız. Ne yaşanıyorsa bizim özümüzde yaşanıyor. Tüm kuralların yanında vicdan kriterimiz var. 30 – 35 tane seçenekli haberle masaya oturuyoruz. Şiddet haberlerini elemesek şiddet bültenine dönüşecek. Gazetelerde kadınlar çok fazla karar mekanizmasında pek görülmüyor. Biz duyarlılıkları en yüksek olan haber merkezinde çalışıyoruz. Son 10 gündür çocuğa karşı yapılacak istismara karşı alınacak önlemleri konuşuyoruz. Sivil toplum kuruluşları bu komisyona ulaşamıyor. Biz de ulaşamıyoruz. Israrla hala neden çocuklara yapılacak istirmarda farklı yaşlara farklı ceza öngörülüyor? Bunun için yeterli cevabı alamıyoruz. Üzerine gittiğimizde doğru cevapları alamıyoruz. Haber merkezi olarak bu konuyu takip etmeyi sürdüreceğiz” diye konuştu.

Erkeğin sorumluluğu

Öte yandan etkinlikte Eleştirel Erkeklik İncelemeleri İnisiyatifi Üyesi Dr. Murat Göç, Türk Üniversiteleri Kadınlar Derneği Genel Başkanı Prof. Dr. Gaye Erbatur, Yazar Canan Tan ve AÇEV Aile Eğitimleri Birimi Saha Sorumlusu Zafer Durukan, “Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesinde Erkeğin Sorumluluğu” başlığını tartıştı. Oturumun moderatörlüğünü CNN Türk Ana Haber Sunucusu Büşra Sanay yaptı.