Mücadele Lozan’da kazanıldı

Prof. Dr. Bilsay Kuruç, 1922 – 1923 dönemini “Mustafa Kemal yılı” olarak adlandırarak; kapitülasyonsuz yeni ülke ve yeni devlete giden mücadelenin Lozan’da kazanıldığı vurguladı.
İzmir Gazeteciler Cemiyeti (İGC) tarafından düzenlenen “1920’lerin Dünyasında Cumhuriyet ve Ekonomi Kurmak” başlıklı konferans Konak Belediyesi Türkan Saylan Kültür Merkezi’nde gerçekleştirildi.

İGC Başkanı Misket Dikmen’in yönettiği konferansta sunum yapan Prof. Dr. Bilsay Kuruç, Türkiye’nin milli mücadele ile doğduğunu, yoksullarının zaferinin ardından Cumhuriyet taçlandığını söyledi.
Prof. Dr. Kuruç, Sümerbank’ın kuruluşunun Türk ekonomi projesinin çekirdiğini oluşturduğunu vurgulayarak, “Devletçi sermaye net çizgilerle kendi kendini örgütlemiştir. Bunu bütçeden de yapmamıştır. Önce bütçeden başlamıştır. Sovyetlerden çok önemli bir yardım almıştır. Yani, Lord Curzon’un İsmet Paşa’ya ‘bağımsızlık istedi’ diyerek cebine sakladığı şeyleri katiyen vermediğini biliyoruz. Başka yardım almamıştır ama Sovyetlerden önemli destek almıştır ve bu sayede zaten başlamıştır. Burada bir orta sınıfın başlangıç kapasitesine sahip olması ve bunun ne kadar değerli olduğunu bilmesi çok önemlidir” dedi.
Savaşarak geldiler
Başta Mustafa Kemal Atatürk ve Cumhuriyetçi kadroların savaşarak geldiğine dikkat çeken Prof. Dr. Kuruç, “Aydınlanma ve çağdaşlaşma inancını taşıyarak geliyorlar. Ama onun ötesinde ‘efendim ekonomiyi de işte o tarihte varsa tek tük yabancı diplomalı mezunlara veyahut da piyasanın serbestliğine bırakalım’ demiyorlar. Dünyada iddia sahibi olan büyük ülkelere karşı bu yeni inşa ile ‘siz ne kadar varsanız, ben de o kadar varım’ diyebilmek için, ileride, muasır medeniyet seviyesinin üzeri orasıdır, diyebilmek için, cesaretle yepyeni bir yapı kurmaya girişiyorlar. Yani ciddi bir özgün bir yapı” diye konuştu.
Tarihte başka örneği yok
Dr. Serdar Şahinkaya da konferansta yaptığı sunumda, 20. yüzyılı anlamadan 21. yüzyılda bir şeyler yapabilmenin, ülke olarak ayakta durabilmenin imkansız olduğunu söyledi. Büyüme hızları açısından en iyi dönemlerin; yeniden inşa ve devletçilik diye adlandırdığı 1924- 1939 yılları ile karma, müdahaleci ekonomi yılları 1962 – 1978’in olduğunu kaydeden Şahinkaya, bu yılların ortak özelliğinin; kendi aklımıza ve ülkemize uygun stratejiler ve planlama uygulamaları olduğu gerçeğinin artık kabul edilmesi gerektiğini belirtti.
Kurtuluş kuruluşla tamamlandı
1912 – 1922 döneminin iki yüzyılın en karanlık evresi olduğuna dikkat çeken Dr. Şahinkaya sunumunda şunları vurguladı:
“Bu fay hattı, en derin izlerini Türkiye’de bırakmıştır. 18 milyonu barındıran Anadolu, on yıl içinde 5 milyon nüfus yitirmiştir. Kurtuluş Savaşı, yurdun dinden de ırktan da daha önemli olduğunu öğretmiş ve ‘kurtuluş’, ‘kuruluşla’ tamamlanmıştır. Lozan’da, dünyanın bütün efendilerini eşitlik dansına kaldırmanın onuru yaşanmıştır. 1923 – 1938 döneminde Cumhuriyet, kendi köyünden öteyi vatan bilmeyen köylüler ülkesinde sanayi temelli ulusal bir ekonomiyi emperyalist çıkarların kesiştiği bölgede ve iki dünya savaşı yıllarının olağanüstü çalkantılı ortamında yaratmıştır. Bu yaratma, toplum yaşamından ekonomiye, hukuktan eğitime, siyasetten uluslararası ilişkilere, yarı sömürgeden bağımsız bir ulus devlete, bilinçli bir tercih, tutarlı bir stratejiyle köklü bir biçimde gerçekleştirilmiştir. Dünya tarihinde başka bir örneği yoktur. Unutulmamalıdır ki, tarihle oynayan hükmüne katlanacaktır.”