8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü Basın Açıklaması

 

Geçmişten günümüze kadınların mücadelesinde süregelen pek çok sorun var. Kadına yönelik şiddetten, yasalarda yer alan hakların tırpanlanmasına, uygulanmamasına, küçük yaşta evlilikten işyerindeki tacize kadar…

Kadınlar, hayatın her alanında olduğu gibi çalışma yaşamında da ayrımcılığa ve şiddete maruz bırakılıyor. Siyasette kadının adı var, yeri yok. Tüm siyasi partilerin kadın sorun ve talepleriyle daha çok ilgilenmeleri gerekiyor.

Toplumun kadına bakışı, ona yüzyıllardan bu yana biçilmiş roller, cinsiyetçi yaklaşım medyada da devam ediyor. Yayınlarıyla şiddeti besleyen de medya, sorunun açığa çıkıp farkındalığın artmasını sağlayan da…

Ana akım medyada kadına yönelik şiddetin yansıtılma biçimleri, cinsel şiddeti gündemleştirmeyi amaçlayan kampanyalar, medyada çalışan kadının maruz kaldığı cinsiyetçi tutumlar sürüyor. Medya kadını genellikle, bireysel bir varlık, “kişi” değil, eş-anne, magazin malzemesi, konu mankeni, cinsel nesne ya da “mağdur” olarak görmeyi seviyor.  Ya da bir kısmı, tamamen yok sayıyor; bazı gazetelerde neredeyse hiç kadın fotoğrafı veya haberi yer almıyor. Kullanılan eril dil, fotoğrafa bakış açısı ve kullanımı gibi sorunlar bir tarafa aslında kadının ancak şiddete uğradıktan sonra haber olabilmesi başlı başına bir hak ihlalidir.

Alternatif medyada kadın bakış açısıyla habercilik yapmak yani kadın odaklı habercilik son derece önemli. Kadın odaklı habercilik; kadın hakları konusunda bilgilendirici, kadınları güçlendirici, kadınların maruz kaldığı hak ihlallerini takip eden, gündelik gazetecilik pratikleri sırasında kadın hakları ihlalinde bulunmayan bir habercilik anlayışından öte her haberin kadınlar lehine dönüşümlere öncülük edebilecek biçimde kurulduğu, çözüm odaklı bir habercilik demek.

Yaşadığımız dönem, kadınlar için oldukça zor ve kabul edilemez. Toplumsal eşitlik için kadın erkek ayrımına son verilmelidir. Kadına yönelik bakış açısı ve algılar değişmelidir.

Kadını ikinci plana atan toplumlar her zaman kaybetmeye, gerilemeye mahkum olacaktır. Kadının üretimin her noktasında yer almasının önü açılmalıdır. Ancak bu şekilde ülkemiz ‘çağdaş medeniyetler’ seviyesine ulaşacaktır.

İGC YÖNETİM KURULU